Öksürmek Bile Bel Fıtığına Neden Olabilir

Öksürmek Bile Bel Fıtığına Neden Olabilir

Disklerdeki yapı bozulduktan sonra kuvvetli bir öksürük bile bel fıtığına neden olabilir’ diyen Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, son derece önemli uyarılarda bulundu.
Bel ağrısı çekmeyenimiz yoktur… Hemen herkesin hayatında bir ya da daha fazla yaşadığı bu şiddetli ağrı o kadar yaygın ki, doktora başvurma gerekçelerinde soğuk algınlığıyla başa baş yarışıyor.

İnsanların yaklaşık yüzde 80’inin hayatları boyunca en az 1 defa bel ağrısı ile karşılaştığını söyleyen Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, “Her yaş grubunda rastladığımız bel fıtığı daha çok orta yaşlarda görülür” dedi. 21 yılda 5 binden fazla bel fıtığı ameliyatı yapan Doç. Dr. Yıldızhan, bu ameliyatların teknolojik gelişmeler sayesinde çok daha kısa sürede yapıldığını, kesinlikle ‘felç olurum’ korkusunun yenilmesi gerektiğini vurguladı. Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, bel fıtığının nasıl oluştuğunu, korunmak için ne yapılacağını, tedavi yöntemlerini anlattı…

BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLA

Belimizde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da “disk” adı verilen kıkırdaklar bulunur. Bu kıkırdak kanala doğru taştığında iç kısmını yırtar. Kanalın içinden geçen sinirlere baskı yapar. Baskı yapıldığında da sinirlerde fonksiyon kaybı oluşur. Sinirler, bacaklar, iç organlar, parmaklara kadar uzandığı için his, kuvvet kaybı ve adalelerde erime meydana gelebilir. Değişik fonksiyon bozuklukları ortaya çıkar. Hatta bu olay felce kadar gidebilir. Disk dediğimiz kıkırdaklardaki su oranı özellikle çocukluk çağında yüzde 80-90 oranında doludur. Yaş ilerledikçe yüzde 70’lere doğru iner. Yani su oranı azalır. Bu azalmayla birlikte kıkırdak yapı elastikiyetini yitirir. Böylesi bir durumda ancak mikroskopla görülebilecek genişlikler, çatlaklar ortaya çıkar. Böylece de küçük küçük yarıkçıklar oluşur. Bu çatlaklar ancak mikroskopla görülecek düzeydedir. Ama ters bir hareket, uzanıp eğilip bir şey almak o çatlakları kolaylıkla büyütüp, içindeki jöle kıvamındaki kısmın dışarıya taşmasına neden olabilir. O çatlaklar oluştuktan, normal anatomisi bozulduktan sonra fıtığın ortaya çıkması için bardağı taşıran son bir damla gerekir.

ANİ BASINÇ ARTIŞI ETKİLİ OLUYOR

İşte bu son damla şiddetli bir öksürük de olabilir, ağır kaldırmak da. Öksürünce doğal olarak beldeki basınç ani artış gösterir. Basıncın ani artışıyla birlikte iç kısım, kapsülü yırtarak dışarıya doğru çıkar. Sonunda artık sinirlere baskı yapmaya başlayınca klinik tablo tamamlanmış olur. Hasta ağrı duyar ve bu durumda mutlaka bir doktora başvurulması gerekir. Ancak halkımız bu konuda yeterli bilince sahip olmadığı için doktora gitmek yerine çok değişik yollara başvuruyor. Bellerine balık, bal, incir bağlatabiliyorlar. Hatta sülük koyduranlar bile var. Daha da ötesi bel bölgelerini steril olmayan ipliklerle dikiş atıp haftalarca iltihap akmasını seyredenlere de rastlıyoruz.
BELLERİNE DİKİŞ ATTIRANLAR VAR!
İltihap akınca doğal olarak akıyor, çünkü orada mikrop kapmış bir yara oluşuyor. Bu iltihap aktıkça ‘hastalığım geçiyor’ diye düşünüyorlar. Orijinal bir vakam vardı, beline dikiş attırmış. Böyle bir şey için kocaman bir iğne olması lazım. Elbette ki, hiçbir doktor yapmaz bunu. Anestezi yapılmadan hasta hayatını riske atan bazı kişilerden medet ummak son derece yanlış ve tehlikeli. Çünkü böyle iltihabik bir durum yaşayan hasta, doktora gitmezse ölüme sebebiyet verebilir. Bilinçsiz yapılan bel çektirmelerden felç kalan hastalar olduğunu biliyorum. Küçük, basit bir müdahaleyle iyileşecekken, insanlar felç oluyor, hatta hayatını bile kaybedebiliyor.
BUGÜN AMELİYAT YARIN EV…
Artık herkesin ‘Ameliyat olursam felç kalırım’ korkusunu yenmesi lazım. Çünkü dünyada 1970’li, Türkiye’de 1990’lı yıllardan beri uygulanan ‘mikrotekmik’ adlı bir teknikle yapılıyor ameliyatlar. Mikroteknik sayesinde sinirleri korumak çok kolay oluyor. Felç kalma riski de sıfıra yakın. Bu tekniği uyguladığımız hastalar ameliyat olduğu gün ayağa kalkıyor, ertesi gün de evine gidiyor. Çünkü çok küçük, 1.5-2 santimlik bir açık yara oluyor. Şu da unutulmamalı; bel fıtığının da çeşitleri var. Biz MR çektirdiğimiz hastayı ‘bel fıtığı var’ deyip bırakmıyoruz. Fıtık başlangıç döneminde olabilir. Kapsülü tamamen yırtmış, kanala girmiş olabilir. Orada da kalmayıp yer değiştirebilir, aşağı yana inebilir. İleri safha olabilir. ‘Dura’ dediğimiz çok kalın zarlar var. O zarı yırtıp içine de girmiş, sinirlerle baş başa kalmış olabilir. O daha da felaket olabilir hasta için. Bunlara çok dikkat etmek lazım. Durayı açıp onu alabiliyoruz oradan. Bu şiddetli ağrı yapailir ama tek kriter ağrı değil. Durayı delmeyen durumlarda da şiddetli ağrı olabilir. Uyuşmalar, kuvvet kaybı, çok büyük orta hat fıtıklarında büyük abdest, küçük abdest kaçırması, tutamaması, yapamaması ve felce doğru gitmesi. Bunlar çok önemli semptomlar. Cinsel hayatı da etkileyebilir.

ÖNCE İLAÇ VE FİZİK TEDAVİ
Bel fıtığının tedavisinde öncelikle “konservatif” tedavi dediğimiz cerrahi dışı yöntemler uygulanır. Bu safhada ağrı kesici, adale gevşetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Yatak istirahati tavsiye edilir. Fizik tedavi yapılabilir. Eğer tüm bunlar fayda etmezse ameliyata başvurulur. Gençlerde daha olumlu sonuçlar almamıza rağmen, usulüne uygun yapılan 80 yaş üstü ameliyatlarda da başarılı oluyoruz. Bir de hamileler var. Ameliyatın kaçınılmaz olduğu, yani anne adayının felce doğru gittiği durumlarda spinal, yani belden aşağısını uyuşturarak bel fıtığı ameliyatı yapıyoruz. Hatta bunu genel anesteziye uygun durumu olmayan yaşlı hastalarda da uyguluyoruz. Ve bu hastalarımız kısa sürede sağlığına kavuşuyor.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir