Otizimde çevrenin önemi

Cumartesi, Mayıs 31, 2008, 15:53

Otizimde çevrenin önemi

Otizmli çocuk sayısında artış görülmesi, çevresel faktörlere bağlanıyor. Vaka sayısı artmasına rağmen hastalığa kesin bir çözüm bulunamıyor.

1950′li yıllarda Avusturyalı çocuk psikiyatrı Hans Asperger de bu tür çocukları fark etmiÅŸ ve tanımlar yapmıştır. Bu tanımlamalardan sonra otizm pek çok araÅŸtırmaya konu olmuÅŸtur. Bu hastalık uzun süre psikolojik bir rahatsızlık olarak kabul edilmiÅŸtir. İlk kez kendisinin de otistik bir çocuÄŸu olan ve hekim olmayan Bernard Rimbrand otizmin biyolojik bir temele dayalı olduÄŸu varsayımını ortaya atmış, bu varsayımdan sonra daha çok biyolojik nedenler üzerine yoÄŸun araÅŸtırmalar yapılmaya baÅŸlanmıştır.

HÂLÂ KESİN ÇÖZÜM YOK
Günümüzde henüz otizmi kökten çözen bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. Ayrıca otizmin henüz kesin bir laboratuvar tanısı da yoktur. Otizmin bir formu olan “Asperger Sendromu” ise erkeklerde 20 kez daha sık görülür. Bilimsel çevrelerdeki yaygın bir inanışa göre otizm ve benzeri tablolar kız çocuklarda daha seyrek ortaya çıkmakla birlikte bu vakalarda sıklıkla daha ağır seyretmektedir. Otizm tüm ırk, ulus ve sosyal sınıflarda aynı oranlarda görülür. Ülkemizde yapılan araÅŸtırmalarda, erkek-kız oranı 5/1 olarak bildirilmiÅŸtir. Yapılan çalışmalarda, doÄŸum anında yaÅŸanan sorunlarla (kordon dolanması, makat geliÅŸi gibi) otizm arasında anlamlı bir iliÅŸki bulunamamıştır. Bugün için geçerli görüş, otizme doÄŸuÅŸtan genetik olarak yatkınlığı olan çocukların doÄŸum sırasında sorun yaÅŸama olasılıklarının daha yüksek olduÄŸu ve bu sorunların da kendileri üzerinde daha kalıcı bir etki yaptığı ÅŸeklindedir.

Klinik Psikolog A. Çiğdem Erkunt



Bu konuya hemen yorum yazabilirsiniz, yada web sitenize bu konunun linkini ekleyebilirsiniz.

Yorum Yazın