<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gençyaşam.Net &#187; Cinsel Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.gencyasam.net/kategori/cinsel-yasam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gencyasam.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Sep 2009 09:16:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sistit Nedir? Belirtileri Nelerdir?</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/sistit-nedir-belirtileri-nelerdir-547.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/sistit-nedir-belirtileri-nelerdir-547.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 18:48:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit çaresi]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit korunma]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit korunma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sistit tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=547</guid>
		<description><![CDATA[Sistit Nedir? Belirtileri Nelerdir?
Sistit; mesanenin yani idrar kesesinin iltihaplanması adına verilen hastalıktır.  Anatomik olarak erkeklerden farklı olmaları nedeniyle kadınlarda daha sık görülen sistit, ihmal edildiği takdirde kronikleşebilir ve üriner sistemde (mesane ve böbreklerde) kalıcı hasara neden olabilmektedir.
Bakteriyel sistitler genellikle 20-40 yaşları arasındaki genç kadınlarda daha sık görülür. Her 5 kadından biri yaşamının herhangi bir döneminde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Sistit Nedir? Belirtileri Nelerdir?</h1>
<p><span style="text-decoration: underline;">Sistit;</span> mesanenin yani idrar kesesinin <img src="http://www.gencyasam.net/wp-content/uploads/kadin.jpg" alt="" align="right" />iltihaplanması adına verilen hastalıktır.  Anatomik olarak erkeklerden farklı olmaları nedeniyle kadınlarda daha sık görülen sistit, ihmal edildiği takdirde kronikleşebilir ve üriner sistemde (mesane ve böbreklerde) kalıcı hasara neden olabilmektedir.</p>
<p>Bakteriyel sistitler genellikle 20-40 yaşları arasındaki genç kadınlarda daha sık görülür. Her 5 kadından biri yaşamının herhangi bir döneminde en az bir kez sistit geçirmektedir. Kadınlarda sistitin daha fazla görülmesinin en sık sebebi üretranın daha kısa olmasıdır. Sistitin en sık görülen etkeni, vakalarının yüzde 85&#8242;inden sorumlu olan Koli basilidir. Normalde bu bakteriler kalın barsakta bol miktarda bulunurlar. Bazı risk faktörlerinin varlığında bu bakteriler mesaneye ulaşarak sistite neden olurlar.</p>
<p><span id="more-547"></span></p>
<p><strong>Sistite neden olan risk faktörleri:</strong></p>
<p> Kötü genital temizlik<br />
 İdrar akımının engellendiği durumlar (üriner sistemde taş, tümör veya sonda gibi yabancı cisim bulunması)<br />
 Nörolojik olarak mesanenin boşalamaması<br />
 Şeker hastalığı<br />
 Hamilelik<br />
 Yaşlılık<br />
 Düzensiz cinsel ilişki ( sistit yeni evlilerde daha sık görülür ki, buna &#8216;balayı sistiti&#8217; denir )<br />
 Menopoz dönemi<br />
 Erkeklerde prostat ve üretra hastalıkları<br />
Sistitin belirtileri nelerdir?<br />
 Dizüri(idrar yaparken yanma, sızı, ağrı)<br />
 Pollaküri (sık idrara çıkma) ve az idrar yapma<br />
 Acil idrar yapma hissi<br />
 Tam boşalamama hissi<br />
 Kötü kokulu ve bulanık idrar<br />
 Disparoni (cinsel ilişki sırasında ağrı duyulması)<br />
 Kasıklarda ve göbek altında ağrı olması<br />
 Hematüri (idrarda kan olması)</p>
<p><strong>Belirtisi:</strong></p>
<p>Sistitin tanısında en önemli bulgu anamnezdir. Hastaların çoğunda yukarıda bahsedilen şikayetlerden birçoğu vardır. Bu şikayetlerle gelen bir hastaya ilk yapılacak tetkik, idrarın mikroskobik incelenmesidir. Sistitli bir hastanın idrarında alyuvarlar, akyuvarlar ve bakteriler görülmelidir. Enfeksiyona neden olan bakteriyi tanımlayabilmek için de idrar kültürü gerekebilir. Sistite sebep olan birincil bir hastalık düşünülüyorsa hastaya üriner ultrason, İVP (ilaçlı böbrek filmi) ve sistiskopi (ışıklı bir aletle mesaneye bakma işlemi) de yapılabilir. Sistit ve altta yatan neden tedavi edilmezse, kronikleşebilir ve hastayı zayıf ve bitkin bırakabilir.</p>
<p><strong>Tedavisi:</strong></p>
<p>Bakteriyel bir hastalık olduğundan dolayı tedavide antibiyotikler kullanılmalıdır. Kültür sonuçları çıkana kadar tedaviye gram negatif basillere etkili ilaçlarla başlanmalıdır. Daha sonra tedavi kültüre göre düzenlenmelidir.</p>
<p><strong>Sistitten korunmak için…</strong></p>
<p>Günlük su alımı en az 2 litre olmalıdır. Su bakterilerin mesaneye tutunmasını engeller ve dışarı atılmasını sağlar.</p>
<p> Kahve, koyu çay, alkol gibi içecekler ve acılı baharatlı yiyecekler en aza indirilmelidir. Bunların mesane üzerine uyarıcı etkileri vardır.</p>
<p> Mümkün olabildiği kadar sık idrara çıkılmalıdır. İdrarı tutmak mesanedeki bakterilerin mesane duvarına yapışmasını ve enfeksiyon oluşmasını kolaylaştırır.</p>
<p> Tuvaletten sonraki temizlik doğru olmalıdır. Temizlik önden arkaya doğru yapılmalıdır. Böylece bakterileri idrar kanalına doğru taşımamış olursunuz. Sadece kağıtla silinmek yeterli değildir. Anal bölge mutlaka bol suyla yıkanmalıdır. Ancak aşırı hijyen takıntısı normal vajinal florayı bozabileceğinden dikkatli olunmalıdır.</p>
<p> Vajinal deodorant, parfümlü sabun, pudra kullanımı idrar kanalını tahriş edebileceğinden dolayı bu tür ürünler kullanılmamalıdır.</p>
<p> İç çamaşır tercihi doğru yapılmalıdır. Sıkı, dar pantolonlar ve naylonlu iç çamaşırları giymeyin. Bahsedilen giysiler genital bölgenin nemlilik oranını artırarak bakterilerin üremesini kolaylaştırır.</p>
<p> Pamuklu iç çamaşırlar tercih edilmeli ve her gün değiştirilmelidir.</p>
<p> Cinsel ilişkiden sonraki erken dönemde idrara çıkılmalıdır. Bu durum bakterilerin yayılmasını önlemektedir.</p>
<p> Menopoz sonrası dönemde östrojen kremleri kullanılmalıdır.</p>
<p> Özellikle yaz aylarında havuz sistitine dikkat edilmelidir. Kalabalık ve kirli havuzlara girmekten kaçınılmalıdır.<br />
<strong><br />
Op. Dr. Erdal Alkan<br />
Memorial Hastanesi Üroloji Bölümü </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/sistit-nedir-belirtileri-nelerdir-547.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İdrar Kaçırma Nedenleri</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/idrar-kacirma-nedenleri-504.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/idrar-kacirma-nedenleri-504.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 13:50:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[idrar kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[idrar kaçırma nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[idrar kaçırma sebebleri]]></category>
		<category><![CDATA[idrar kaçırma tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=504</guid>
		<description><![CDATA[İdrar Kaçırma Nedenleri
İdrar kaçırma erkeklerde porostat büyümesi kadınlarda ise zor geçen doğum, fazla kilo ve psikolojik nedenlerden olur.
İdrar kaçırma (inkontinans), herhangi bir yaştaki kadın veya erkeğin başına gelebilen istem dışı bir olaydır. Bu durum her kişiyi mutlaka rahatsız eder ve birçok durumda çaresi vardır. İdrarın hem depolanması hem de boşaltılması beyin ve idrar yolları arasındaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;">İdrar Kaçırma Nedenleri</h1>
<p>İdrar kaçırma erkeklerde porostat büyümesi kadınlarda ise zor geçen doğum, fazla kilo ve psikolojik<img src="http://www.takvim.com.tr/2008/10/29/im/6A1CBF9319FFDB43848897AFb.jpg" alt="" width="123" height="98" align="right" /> nedenlerden olur.</p>
<p>İdrar kaçırma (inkontinans), herhangi bir yaştaki kadın veya erkeğin başına gelebilen istem dışı bir olaydır. Bu durum her kişiyi mutlaka rahatsız eder ve birçok durumda çaresi vardır. İdrarın hem depolanması hem de boşaltılması beyin ve idrar yolları arasındaki işbirliği ile olur. İdrar depolanırken mesane adalesi gevşer, mesane çıkışındaki idrar tutucu adale kapanır. İdrar yaparken de tam tersi olur. Mesane kasılmaya başlarken idrar tutucu mekanizma gevşer. İdrar kaçırma durumunda çeşitli nedenler rol oynar. Değişik idrar kaçırma şekilleri oluşur. Mesane adalesinin çok güçlü kasılmalarıyla olur. Aşırı aktif mesane adı da verilen bu durum, ani idrar hissi gelince tuvalete yetişememe sonucu oluşur. Yaşlanma, sistit, prostat hastalıkları, idrar yolu tıkanıklıkları nedeniyle görülür. Bazen de zararlı içecekler (kahve, çay, kola, asitli meyve suları gibi) rol oynar.</p>
<p><span id="more-504"></span></p>
<p><strong>* Stress tipi (zorlanmayla) :</strong><em> </em>Öksürmek, gülmek, hapşırmak gibi olaylarda idrarın kaçması ise idrar tutucu mekanizmanın iyi çalışmaması sonucu olur. Kadınlarda genellikle zor ve çok doğum ile şişmanlık sonucu daha çok görülür. Erkeklerde ise en sık olarak prostat ameliyatları görülebilir.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Deniz Ersev</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/idrar-kacirma-nedenleri-504.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik Dönemi Hızlı Büyüme Dönemidir</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/ergenlik-donemi-hizli-buyume-donemidir-493.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/ergenlik-donemi-hizli-buyume-donemidir-493.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2008 10:04:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi süreci]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik döneminde büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı büyüme süreci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=493</guid>
		<description><![CDATA[Ergenlik Dönemi Hızlı Büyüme Dönemidir
Ergenlik dönemi 10-12 yaşlarında başlar ve bebeklikten sonraki en hızlı büyüme süreci olan ergenlik dönemi 3-5 yıl içinde biter.
6-8 yaşlar arasında başlayan cinsiyet hormonlarının artışı bu yaşlarda zirve noktasına ulaşır. Boy büyür, ağırlık artar. Kızlarda önce meme gelişir, bunu genital bölge ve koltuk altı bölgesinde kıllanma izler. Meme büyümesinden yaklaşık 2 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;">Ergenlik Dönemi Hızlı Büyüme Dönemidir</h1>
<p>Ergenlik dönemi 10-12 yaşlarında başlar ve bebeklikten sonraki en hızlı büyüme süreci olan ergenlik dönemi 3-5 yıl içinde biter.<img src="http://www.takvim.com.tr/2008/10/23/im/79BFC6FCB77C0F4DAE032171b.jpg" alt="" align="right" /></p>
<p>6-8 yaşlar arasında başlayan cinsiyet hormonlarının artışı bu yaşlarda zirve noktasına ulaşır. Boy büyür, ağırlık artar. Kızlarda önce meme gelişir, bunu genital bölge ve koltuk altı bölgesinde kıllanma izler. Meme büyümesinden yaklaşık 2 yıl sonra adet döngüsü başlar, başlangıçta düzensizdir, zamanla düzene girer. Erkeklerde ergenliğin ilk belirtisi testis büyümesidir, bunu penis büyümesi, genital bölge kıllanması, koltuk altı kıllanması, bıyık- sakal çıkışı izler. Bütün bu bedensel değişimler 3-5 yılda tamamlanır.</p>
<p><span id="more-493"></span></p>
<p>Ergenlik yılları, çocukluk ile erişkinlik arasında bir kimlik oluşturma sürecidir ve bu yaşlarda, bir önceki dönemde saklı kalan cinsel merak yeniden ve yoğun olarak uyanmıştır. Vücuttaki hızlı değişim, çocuğun beden algısını zorlar, kendi bedenini keşfetmeye, ayna karşısında daha çok zaman geçirmeye, kısaca vücuduyla uğraşmaya başlar. Karşı cinsle ilk tanışmalar, hatta ilk cinsel denemeler bu yaşlarda görülür. Ergen için yaşıtlarının değer yargıları anne-babanınkinden daha önemlidir. Bu nedenle, ergenlik çağına giren her çocuk, cinsel konularda mutlaka aileleri tarafından bilgilendirilmelidir. Çocukluğunda bilgi verilmeyen genç, ne yeni bir merakla ortaya çıkan sorunun aydınlatmak için, ne de öğüt istemek için anne- babasına başvurur. Yalnız başına okuduklarıyla yetinir. Oysa çocuğun cinsel konulardaki merakı, öteki meraklar gibi yerinde ve sağlıklıdır. Bu dünyayı tanıma ihtiyacından doğmaktadır. Aslında sağlıksız merak yoktur. Ancak merakın sağlıksız doyumu vardır. Kınanan merak, saplantı durumuna gelir. Kimi anne babalar, Çocuğum bunlarla hiç ilgilenmemiştir der. Bu durumda da çoğunlukla yanılırlar.</p>
<p><strong>HAZIRLAYAN: Dr. Gökhan ORDU</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/ergenlik-donemi-hizli-buyume-donemidir-493.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Ergenlik Dönemi Başlangıcı Hakkında</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/cocuklarda-ergenlik-donemi-baslangici-hakkinda-491.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/cocuklarda-ergenlik-donemi-baslangici-hakkinda-491.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2008 21:40:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda ergenlik hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik başlangıcı]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik hakkında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=491</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarda Ergenlik Dönemi Başlangıcı Hakkında
Genelde Ergenlik belirtilerinin kızlarda 8, erkekte ise 9 yaşından önce görülmesi beklenen bir durum değildir. Bunun aksi şekilde ilerleyen durumda mutlaka tıbbi yardım alınmalıdır.
İlköğretim yıllarının başlaması ile birlikte cinsel aktivitelere bir sessizlik hakim olur, buna latent evre de denir. Yani çocuğun bedeni ile ilgili uğraşları minimuma inmiştir, ancak cinsel işlevselliği sosyal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Çocuklarda Ergenlik Dönemi Başlangıcı Hakkında</h1>
<p><img src="http://www.takvim.com.tr/2008/10/22/im/F8E2ACE151B3504B9F210593b.jpg" alt="" width="95" height="75" align="right" />Genelde Ergenlik belirtilerinin kızlarda 8, erkekte ise 9 yaşından önce görülmesi beklenen bir durum değildir. Bunun aksi şekilde ilerleyen durumda mutlaka tıbbi yardım alınmalıdır.</p>
<p>İlköğretim yıllarının başlaması ile birlikte cinsel aktivitelere bir sessizlik hakim olur, buna latent evre de denir. Yani çocuğun bedeni ile ilgili uğraşları minimuma inmiştir, ancak cinsel işlevselliği sosyal ortamlarda, arkadaş grubu içinde devam eder. İkili ilişkileri artık daha organize grup oyunlarına dönmüştür, her iki cins de oyun arkadaşıdır. Bu dönemde cinsel gelişimde çevrenin ağırlığı iyice artmıştır, erkek ya da kız kimliğini artık yaşıtlarının arasında sınamaktadır.</p>
<p><span id="more-491"></span></p>
<p>Bu yaşlarda anne babaları bekleyen iki önemli sorun vardır: Bunlardan biri, çocukların erken yaşta cinsel açıdan uyarılmaları, diğeri ise puberte prekoks dediğimiz, ergenlikte oluşması beklenen cinsel gelişimin bu yaşta karşımıza çıkmasıdır. Özellikle de günümüzün ileri teknolojisine bağlı olarak, televizyon, internet gibi ortamlar, bu çocukların, erken yaşta cinsel olarak uyarılmalarına neden olabilmekte, zamanından önce gelen bu uyarımın sonuçları da çocuk ve aile için travmatik olabilmektedir. Çocuk, cinsel merakını bazen çevrenin de etkisiyle yaşıtları arasında denemeye kadar götürebilir ve cinsel içerikli bir konuşma jargonu, mastürbasyon, öpüşme gibi daha uç noktalarla karşılaşabiliriz. Bu tür durumlarla karşılaşan aileler soğukkanlı olmalı, asla çocuğu ayıplama, utandırma, ona engelleyici yasaklar getirme gibi önlemlere başvurmamalı, cinsel içerikli konularla ilgili olmasının normal olduğu ancak bunun uygun zamanda ve koşullarda yaşanması gerektiği anlatılmalı, gerekirse de çocuğa yasaklar getirmeye çalışmadan önlemler alınmalıdır. Ergenlik başlangıcı ortalama olarak kızlarda 10 yaş (memelerin gelişmesi 9 yaşın sonunda, genital bölge kıllanması 10 yaşın başında, koltuk altı kıllanmasının ise 10 yaşın sonunda), erkeklerde 12 yaş (genital bölge kıllanması 12 yaşında, koltuk altı kıllanması 13 yaşında, seste kalınlaşma 14 yaşında, yüzde kıllanma 14.5 yaşında) olarak kabul edilir, ancak başlangıcı ve süresi beslenme koşulları, ruhsal ve fiziksel hastalıklar birçok durumdan etkilenebilir. Puberte prekoks ise genellikle çocukta cinsiyet hormonlarının salgılarındaki düzensizliğe bağlanabilecek bir durum olarak karşımıza çıkmakta ve erişkine özgü cinsiyet özelliklerinin erken yaşta görülmesine yol açar.</p>
<p><strong>Hazırlayan: Dr. Gökhan Ordu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/cocuklarda-ergenlik-donemi-baslangici-hakkinda-491.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısırlığın nedenlerinden biride Varikosel</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/kisirligin-nedenlerinden-biride-varikosel-433.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/kisirligin-nedenlerinden-biride-varikosel-433.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 16:58:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde kısırlık nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde kısırlık sebebleri]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlığın nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlığın sebebleri]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Varikosel hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Varikoseli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=433</guid>
		<description><![CDATA[Kısırlığın nedenlerinden biride Varikosel
Erkeklerin kabusudur varikosel. Kısırlığın başlıca sebeblerindendir. Erkeklerin korkulu rüyası olan varikosel genellikle sol testiste görülür. Sperm sayısında azalma ve hareket bozukluğuna neden olur.
Varikosel, kötü bir hastalık mıdır? Belirtileri nelerdir? Nasıl geçer? Varikosel, testisi çepeçevre saran toplayıcı damarların genişlemesi ile oluşan ve doğuştan bir damar bozukluğudur. Yaşla birlikte ilerleyerek, sperm yapım bozukluğuna neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Kısırlığın nedenlerinden biride Varikosel</h1>
<p><img src="http://www.takvim.com.tr/2008/09/19/im/985A63A05F034244BA060FC6b.jpg" alt="" width="98" height="78" align="right" />Erkeklerin kabusudur varikosel. Kısırlığın başlıca sebeblerindendir. Erkeklerin korkulu rüyası olan varikosel genellikle sol testiste görülür. Sperm sayısında azalma ve hareket bozukluğuna neden olur.</p>
<p>Varikosel, kötü bir hastalık mıdır? Belirtileri nelerdir? Nasıl geçer? Varikosel, testisi çepeçevre saran toplayıcı damarların genişlemesi ile oluşan ve doğuştan bir damar bozukluğudur. Yaşla birlikte ilerleyerek, sperm yapım bozukluğuna neden olabilir. Görülme sıklığı toplumda yüzde 16-25 olup, 20-30 yaş grubunda en fazladır. Çok ilerlemiş olgularda testis boyutlarında azalma ve testosteron yapımında bozukluklara neden olabilir.</p>
<p><span id="more-433"></span></p>
<p><strong>SİNSİ HASTALIK<br />
</strong>Kısırlık şikayetiyle başvuran erkeklerin yüzde 35-40&#8242;ında varikosel tespit edilmiştir. Spermiogramda çoğunlukla sperm sayısında azalma, yapısal bozukluklar ve hareket bozukluğu görülür. Yüzde 98 sol tarafta ve yüzde 2 ise her iki tarafta görülür. Solda sık görülmesine, soldaki toplardamarın boşaldığı yerde ana damara dik açı yapması, sol testis toplardamarının daha uzun oluşu, sağ testisin biraz daha aşağıda ve daha sarkık oluşu, soldaki toplardamarın içerisinde kanı ileri pompalayacak kapakçıkların daha az ve yetersiz oluşu, soldaki damarda basıncın daha fazla olup kanı ileri sevk edemeyişi gibi faktörler sebep olarak düşünülmektedir. Vakaların çoğu belirti vermez. Başka bir hastalığa bakılırken tesadüfen gözükür. Belirti veren varikoselde, ağrı olabilir. Testiste çekilme hissi vardır.</p>
<p><strong>ELLE MUAYENE<br />
</strong>Özellikle ayakta dururken ve sıcakta damarlar belirginleşir ve el ile bir sicim gibi hissedilir. Bazen hastalar testislerinde gördükleri veya ayakta iken ellerine gelen genişlemiş damarlar sebebi ile hekime gelirler. Hekim tarafından yapılacak elle muayene ile genellikle tanı konur. Bazen doppler ultrasonografi gerekebilir.</p>
<p><strong>Hazırlayan: Dr. Gökhan Ordu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/kisirligin-nedenlerinden-biride-varikosel-433.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Penistesi eğrilik hakkında</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/penistesi-egrilik-hakkinda-386.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/penistesi-egrilik-hakkinda-386.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 23:19:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Penistesi eğrilik]]></category>
		<category><![CDATA[Penistesi eğrilik çaresi]]></category>
		<category><![CDATA[Penistesi eğrilik çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Penistesi eğrilik hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Penistesi eğrilik nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Penistesi eğrilik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Penistesi eğrilik tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=386</guid>
		<description><![CDATA[Penistesi eğrilik

Penistesi eğriliğin üç ayrı tipi vardır. Eğrilik ergenlik çağında penisin büyümesiyle ortaya çıkar. Doğuştansa ameliyat gerekir.
* Penisteki eğrilik ameliyatla düzelir mi? Penis eğriliklerinin aşağı, yukarı ya da yana olmak üzere tipleri olabilir. Doğuştan olan penis eğriliklerinde içerdeki kısmi doku yapışıklıklığı nedeniyle bu yöne doğru eğrilik görülür. Özellikle ergenlik çağında penisin boyutlarının büyümesiyle ortaya çıkar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Penistesi eğrilik</h1>
<p><img src="http://www.takvim.com.tr/2008/09/09/im/9D325BFB529BCA4A96EE0602b.jpg" alt="" width="108" height="87" align="right" /></p>
<p>Penistesi eğriliğin üç ayrı tipi vardır. Eğrilik ergenlik çağında penisin büyümesiyle ortaya çıkar. Doğuştansa ameliyat gerekir.</p>
<p>* Penisteki eğrilik ameliyatla düzelir mi? Penis eğriliklerinin aşağı, yukarı ya da yana olmak üzere tipleri olabilir. Doğuştan olan penis eğriliklerinde içerdeki kısmi doku yapışıklıklığı nedeniyle bu yöne doğru eğrilik görülür. Özellikle ergenlik çağında penisin boyutlarının büyümesiyle ortaya çıkar. Eğriliğin derecesine göre penisin şekli cinsel ilişkiyi zorlaştırabilir veya ilişkiye engel olabilir. Tanı, sertleşme halindeki penisin görülmesi ile rahatlıkla konur. Doğuştan olan penis eğriliklerin ilaçla tedavisi mümkün değildir. Sonuç tam başarılıdır. Penisin sonradan oluşan eğrilikleri 2 sebeple oluşur:<br />
<span id="more-386"></span> * Sertleşme halindeki penisin cinsel ilişki sırasında değişik pozisyonlarda veya aşırı zorlamalarıyla maruz kaldığı travmalar sonucu kavernöz dokularda yırtılmalar oluşması sonucu olur. Bu hastalarda hemen cerrahi tedavi ile dokuların tamiri yapılmazsa genellikle peniste eğriliğe neden olabilir. Bu tip eğrilikler daha sonra gene bazı özel cerrahi teknikler kullanılarak ameliyatla düzeltilebilir.<br />
* Peyroni hastalığı, özellikle 40-60 yaş hasta grubunda oluşur. Bu hastalığın oluşum mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır. Nedenleri arasında, cinsel ilişki sırasında oluşabilecek küçük damarlarda oluşan travmalar, E vitamini yetersizliği sayılabilir. Hastalığın yaklaşık 12 ayı bulan akut döneminde peniste sertleşme ile oluşan şiddetli ağrılar ve eğrilik olabilir. Hastaların az bir kısmında semptomlar kendiliğinden düzelebilir (ilk 12 ayda). Ancak bu dönemin sonrasında önemli bir hasta grubunda belirtiler ilerler ve ağrılar kaybolsa da peniste eğirlik giderek artabilir. Bazen de her iki yanda oluşabilecek lezyona bağlı olarak kum saati gibi boğumlu bir penis görünümüne neden olabilir. Peyroni hastalığının ilk döneminde (1 yıl) bazı ilaçlar yüzde 30-40 civarında düzelme sağlayabilir. Lezyonun içine yapılan bazı enjeksiyonlar ile de kısmi düzelmeler görülmüştür. Eğriliği düzeltmeye yönelik asıl tedavi cerrahidir. Ameliyat hastada sertleşmenin normal olduğu durumlarda uygulanır. Sertleşme sorunu mevcut ise eğrilik ameliyatla tedavi edilir.</p>
<p><strong>Hazırlayan: Dr. Gökhan Ordu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/penistesi-egrilik-hakkinda-386.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hemoroit hastalığında ailesel faktörler önemli</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/hemoroit-hastaliginda-ailesel-faktorler-onemli-340.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/hemoroit-hastaliginda-ailesel-faktorler-onemli-340.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 07:23:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroit]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroit hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroit hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroit nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroiti önleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/hemoroit-hastaliginda-ailesel-faktorler-onemli-340.html</guid>
		<description><![CDATA[Hemoroit hastalığında ailesel faktörler önemli

Kötü ve düzensiz beslenme programları, sağlıksız diyetler ve tuvalet ihtiyacını ertelemek hemoroitin oluşması için zemin hazırlayıcı faktörlerdir. Genetik faktörler ve ailesel yatkınlığın da hastalıktaki rolü kesin bir gerçektir.

Hemoroit hastalığı makatın çevresindeki damarların genişleyerek keseler haline gelmesidir. Halk arasında basur ve makatta meme isimleriyle de tanınan hemoroitler iç ve dış olarak 2 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 align="center">Hemoroit hastalığında ailesel faktörler önemli</h3>
<p style="text-align: center"><img src="http://img.takvim.com.tr/2008/06/24/im/D5D75CEA5DFBEE4EA7C44E51b.jpg" height="160" width="200" /></p>
<p><strong>Kötü ve düzensiz beslenme programları, sağlıksız diyetler ve tuvalet ihtiyacını ertelemek hemoroitin oluşması için zemin hazırlayıcı faktörlerdir. Genetik faktörler ve ailesel yatkınlığın da hastalıktaki rolü kesin bir gerçektir.</strong></p>
<p><span id="more-340"></span></p>
<p>Hemoroit hastalığı makatın çevresindeki damarların genişleyerek keseler haline gelmesidir. Halk arasında basur ve makatta meme isimleriyle de tanınan hemoroitler iç ve dış olarak 2 gruba ayrılmaktadır. İç hemoroitler makatın içinde kalın bağırsağın son kısmına yerleşip, nadiren ağrıya neden olmakta ve sıklıkla kanama ve kaşıntı ile kendilerini belli etmektedir. İç hemoroitler yeterince büyüdükleri zaman ıkınmayla ve hatta ıkınmaksızın makattan dışarıya sarkmaktadır. Dış hemoroitler ise makatın hemen dışında-çevresine yerleşmekte, nadiren kanamaya neden olmakta ve içerdikleri kanın pıhtılaşması, şiddetli ağrılara sebep olabilmektedir.</p>
<p><strong>HİJYENE ÖZEN GÖSTERMELİSİNİZ<br />
</strong>Hemoroitin sebebi genellikle makatın basıncının artışıdır ve bu çoğunlukla kabızlıkta ve bazen de kabızlık olmaksızın uzun süreler için tuvalette oturma alışkanlığı olan insanlarda, hatta bazen ishal durumunda gözlenir. Hamilelikte ve doğum sonrası erken dönemde de hemoroitlere sıkça rastlanır. Makatın çevresindeki iltihabi hastalıklar ve yetersiz hijyen de zemin hazırlayıcı faktörlerdendir. Uzun süreli ayakta durmak veya oturmak ve tuvalet ihtiyacını sıklıkla ertelemek de hemoroitlerin oluşmasında rol oynar. Ayrıca kötü ve düzensiz beslenme programları, sağlıksız diyetler ve tuvalet ihtiyacını ötelemek de hemoroitin oluşması için zemin hazırlayıcı faktörlerdir. Genetik faktörler ve ailesel yatkınlığında hemoroit hastalığına yakalanmaktaki rolü kesin bir gerçektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/hemoroit-hastaliginda-ailesel-faktorler-onemli-340.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genital siğiller tedavi edilebilir</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/genital-sigiller-tedavi-edilebilir-301.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/genital-sigiller-tedavi-edilebilir-301.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 22:39:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[genital siğil]]></category>
		<category><![CDATA[genital siğil tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[genital siğiller]]></category>
		<category><![CDATA[siğil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/genital-sigiller-tedavi-edilebilir-301.html</guid>
		<description><![CDATA[Genital siğiller tedavi edilebilir

Genital siğiller yakılarak tedavi edilebilir. Çok büyük boyuttakilerde ise cerrahi müdahale kaçınılmazdır&#8230; Hastalığın tekrarlama ihtimali düşük de olsa vardır.
HPV enfeksiyonunun tedavisinde temel prensip, nüksleri en aza indirmek için kitlelerin mümkün olduğunca temizlenmesidir. Lezyonların boyutu, şekilleri, sayısı gibi etkenlere bağlı olarak çeşitli tedavi seçeneklerinden biri seçilebilir.

Tedavi yöntemine bağlı olmaksızın 4 hastadan 1&#8242;inde siğiller [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 align="center">Genital siğiller tedavi edilebilir</h3>
<p style="text-align: center"><img src="http://img.takvim.com.tr/2008/06/05/im/DE28C4EEEBD7ED49A23FF77Fb.jpg" height="160" width="200" /></p>
<p>Genital siğiller yakılarak tedavi edilebilir. Çok büyük boyuttakilerde ise cerrahi müdahale kaçınılmazdır&#8230; Hastalığın tekrarlama ihtimali düşük de olsa vardır.</p>
<p>HPV enfeksiyonunun tedavisinde temel prensip, nüksleri en aza indirmek için kitlelerin mümkün olduğunca temizlenmesidir. Lezyonların boyutu, şekilleri, sayısı gibi etkenlere bağlı olarak çeşitli tedavi seçeneklerinden biri seçilebilir.</p>
<p><span id="more-301"></span></p>
<p>Tedavi yöntemine bağlı olmaksızın 4 hastadan 1&#8242;inde siğiller 3 ay içerisinde yineleyebilmektedir. Bazı kişilerde, siğil ortaya çıkıp tedavi edildikten sonra bir daha ömrü boyunca yeni siğil çıkmaz. Bazı kişilerde ise sık aralıklarla siğiller çıkar. Kişiler arasında bu derece fark olmasının nedeni, büyük olasılıkla bağışıklık sistemleri arasındaki farklılıktır.</p>
<p><strong>3 ayda geçmezse<br />
</strong>Hastaların yaklaşık yüzde 20-30&#8242;unda siğiller 3 ay içinde kendiliğinden kaybolabilir. Genital siğiller yakılarak ya da dondurularak tedavi edilir. Çok büyük boyuttaki siğillerin ise cerrahi olarak çıkartılması gerekebilir. HPV enfeksiyonu taşıyan bir kişiyle ilişkide bulunmak da mutlaka o kişide de enfeksiyon ortaya çıkacak anlamına gelmez. Burada kişinin bağışıklık sistemi çok büyük önem taşır. Kişiler arası farklılıklar nedeniYLE, bazı kişilerde bağışıklık sistemi virüsle mücadele edebilir ve rahatlıkla ortadan kaldırabilir. Bazı çalışmalar, yeşil lifli sebzelerle alınan yeterli folik asidin (400 mg) HPV&#8217;den korunma konusunda faydalı olabileceğini göstermiştir.</p>
<p><strong>Aşı için çalışılıyor<br />
</strong>Şu anda araştırmacılar HPV için 2 tip aşı geliştirmek için çalışmaktadır. Birinci tip aşı proflaktik (koruyucu, önleyici) aşıları içerir ve HPV kapılmadan veya kapıldıktan hemen sora kişilerin immün sistemlerinin harekete geçirilerek kanser oluşturmasını önlemeyi hedefleyen aşılardır. İkinci tip aşı ise kanser veya kansere meyilli bir durum ortaya çıktığında kişiyi tedavi etmek için verilen terapotik (tedavi edici) aşılardır. Koruyucu tipteki aşılar kullanılmaya başlasan da aşılar üzerindeki araştırmalar devam etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/genital-sigiller-tedavi-edilebilir-301.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kistlerin tedavileri bulunabiliyor</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/kistlerin-tedavileri-bulunabiliyor-287.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/kistlerin-tedavileri-bulunabiliyor-287.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 May 2008 08:53:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kist]]></category>
		<category><![CDATA[kist tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[kist tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kistler hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kistlerden korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[kistlerden kurtulmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/kistlerin-tedavileri-bulunabiliyor-287.html</guid>
		<description><![CDATA[Kistlerin tedavileri bulunabiliyor

Kadınların cinsel hayatını etkileyen kistlerin tehlike oranları, boyutlarına göre değişkenlik gösterir. Tedavisi bulunan kistlerin belirlenmesinde en önemli etken ise düzenli muayenedir..

Ultrasonografik incelemede; kistin 10 cm&#8217;den büyük olduğu, içinde solid (katı) kısımlar içerdiği, bölmelerinin olduğu ve 2 yumurtalıkta birden kist olduğu tespit edilirse, bu kist daha çok kötü huylu kist olma yönündedir. Kistin muayene [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 align="center">Kistlerin tedavileri bulunabiliyor</h3>
<p style="text-align: center"><img src="http://img.takvim.com.tr/2008/05/31/im/29C41C5FE2DF2D4A83E0030Cb.jpg" height="160" width="200" /></p>
<p>Kadınların cinsel hayatını etkileyen kistlerin tehlike oranları, boyutlarına göre değişkenlik gösterir. Tedavisi bulunan kistlerin belirlenmesinde en önemli etken ise düzenli muayenedir..</p>
<p><span id="more-287"></span></p>
<p>Ultrasonografik incelemede; kistin 10 cm&#8217;den büyük olduğu, içinde solid (katı) kısımlar içerdiği, bölmelerinin olduğu ve 2 yumurtalıkta birden kist olduğu tespit edilirse, bu kist daha çok kötü huylu kist olma yönündedir. Kistin muayene sırasında hareket ettirilememesi diğer dokulara yapışık olduğunun bir belirtisidir, bu da kistin kötü huylu bir kist olduğunu düşündürür. Bu tür kistleri ameliyatla çıkartmak gerekir. Ultrasonografik incelemede; kist 6 cm&#8217;den küçük bulunursa ve içinin sadece sıvıdan oluştuğu görülürse, bunun basit fonksiyonel kist olma olasılığı daha yüksektir. Fonksiyonel kistler, muayenede rahatlıkla hareket ettirilebilir. Bu tür kistleri 2-3 ay süreyle takip etmek gerekir. Kullanılacak doğum kontrol hapı veya progesteron içeren ilaçlarla ile kist küçültülebilir. Kist bu sürede kaybolmamış veya küçülmemişse ameliyat etmek gerekir.</p>
<p><strong>KAN SONUÇLARI DA ÖNEMLİ</strong><br />
Ultrasonografik incelemede; kist 6-10 cm arasında bulunmuşsa ve kötü huylu olduğunu düşündüren bir bulgu yoksa, kanda CA125&#8242;e bakılır. Bu test yüksek çıkarsa kist ameliyatla alınmalıdır. Düşük çıkarsa 2-3 ay takip edilebilir. Bu süre sonunda kist kaybolmadığı takdirde, ameliyat kaçınılmaz olur. Kist tedavisi yaşa, adet görüp görmemeye, kistin büyüklüğüne, görünümüne ve kistin kadında yaptığı şikayetlere göre değişir. Kadın adet görüyorsa ve kist fonksiyonelse büyük ihtimalle ameliyata gerek kalmaz. Kist 6-8 hafta takip edilir, büyümeye devam ederse ameliyat gerekebilir. Menopoz sonrasında görülen kistlerde sıklıkla ameliyat gerekir. Yapılacak ameliyatların tipi, hastanın yaşı, kistin büyüklüğü, CA-125 seviyesi, ultrasonografik incelemedeki görünümüne göre değişir.</p>
<p>Dr. Gökhan Ordu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/kistlerin-tedavileri-bulunabiliyor-287.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Laparoskopik (kapalı) Cerrahi</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/laparoskopik-kapali-cerrahi-261.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/laparoskopik-kapali-cerrahi-261.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 May 2008 09:59:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[laparoskopik]]></category>
		<category><![CDATA[laparoskopik cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[laparoskopik hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[laparoskopik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[laparoskopik yöntem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/laparoskopik-kapali-cerrahi-261.html</guid>
		<description><![CDATA[Laparoskopik (kapalı) Cerrahi
 Laparoskopik yöntem, hamilelikte yumurtalıkta bulunan kistlerin alınmasında tercih ediliyor Ayrıca isteyip de çocuk sahibi olamayan kadınlara tüp bebek öncesi gebelik imkanı sağlanabiliyor.
Laparoskopik (kapalı) cerrahi, aynı zamanda gebelikte ve tüp bebekte kullanılan bir yöntemdir. Gebelik durumlarında, özellikle yumurtalık kistlerinin alınmasında laparoskopik yöntem tercih ediliyor.

AĞRILARA ÇÖZÜM
Eğer hamileyken yumurtalıkta bulunan kist büyümüş ve ağrı yapıyorsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Laparoskopik (kapalı) Cerrahi</h1>
<p><img src="http://img.takvim.com.tr/2008/02/07/im/C0A015E69741794AB9CC57ACb.jpg" align="left" height="160" width="100" /> Laparoskopik yöntem, hamilelikte yumurtalıkta bulunan kistlerin alınmasında tercih ediliyor Ayrıca isteyip de çocuk sahibi olamayan kadınlara tüp bebek öncesi gebelik imkanı sağlanabiliyor.</p>
<p>Laparoskopik (kapalı) cerrahi, aynı zamanda gebelikte ve tüp bebekte kullanılan bir yöntemdir. Gebelik durumlarında, özellikle yumurtalık kistlerinin alınmasında laparoskopik yöntem tercih ediliyor.</p>
<p><span id="more-261"></span></p>
<p><strong>AĞRILARA ÇÖZÜM<br />
</strong>Eğer hamileyken yumurtalıkta bulunan kist büyümüş ve ağrı yapıyorsa bu yöntem hastanın imdadına yetişiyor. Laparoskopik cerrahi sayesinde, anneye ve bebeğe hiçbir zarar vermeden rahatlıkla operasyon gerçekleştiriliyor. Ayrıca apandisit ameliyatlarında da uygulanabiliyor. Hasta kısa süre içerisinde taburcu edilip evine gönderiliyor.</p>
<p><strong>MİYOM VARSA<br />
</strong>İsteyip de çocuk sahibi olamayan kadınların, tüp bebek yöntemine geçmeden önce laparoskopik (kapalı) cerrahi yöntemiyle gebe kalması da sağlanabiliyor. Örneğin hastanın miyomu, kisti varsa, gebeliği engelleyici faktörler, laparoskopik yöntemle ortadan kaldırılıp böylece hamile kalmasına olanak tanınıyor. Aynı zamanda hastanın tüplerinin dış kısımlarında tıkanıklık söz konusu ise kapalı cerrahi yöntemiyle tüplerdeki bu tıkanıklıklar açılıp hastanın gebe kalmasının önü açılabiliyor.</p>
<p><strong>Medicana Çamlıca Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Endoskopik Lazer Cerrahisi Op. Dr. Ömer Faruk Vanlıoğlu anlatıyor&#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/laparoskopik-kapali-cerrahi-261.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
