<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gençyaşam.Net Sağlık Haberleri, Aile Sağlığı, Çocuk Sağlığı, Bebek Sağlığı, Diş Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.gencyasam.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gencyasam.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 13:42:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kene Aşısı Geliyor</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/kene-asisi-geliyor-874.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/kene-asisi-geliyor-874.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 13:42:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ege</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=874</guid>
		<description><![CDATA[Kene Aşısı Geliyor Yeniden hortlayan Kırım kongo kanamalı ateşi hastalığına karşı aşı ve serum tedavisi geliyor. Türk bilim insanlarının üzerinde çalıştığı bu aşı ve serum hakkında başarılı sonuçlar kaydedildi. Türkiye&#8217;de bilim insanlarının söz konusu hastalığa karşı ilaç geliştirmek için uzun süredir çalıştığını belirten Cevdet Erdöl, keneye karşı aşı ve serum üretimi konusunda önemli aşama kaydedildiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kene Aşısı Geliyor</p>
<p>Yeniden hortlayan Kırım kongo kanamalı ateşi hastalığına karşı aşı ve serum tedavisi geliyor. Türk bilim insanlarının üzerinde çalıştığı bu aşı ve serum hakkında başarılı sonuçlar kaydedildi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de bilim insanlarının söz konusu hastalığa karşı ilaç geliştirmek için uzun süredir çalıştığını belirten Cevdet Erdöl, keneye karşı aşı ve serum üretimi konusunda önemli aşama kaydedildiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığı&#8217;nın bu araştırmalar konusunda ciddi bir destek sunduğunu vurgulayan Erdöl, “Aşı ve serumun önümüzdeki zaman içinde piyasaya sunulmasını umuyoruz. Başarılı olan denemeler var. Ben, Türk bilim insanlarının bunu başaracağına inanıyorum” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/kene-asisi-geliyor-874.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çölyak Hastalarına ilaç olarak karabuğday geliyor</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/colyak-hastalarina-ilac-olarak-karabugday-geliyor-871.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/colyak-hastalarina-ilac-olarak-karabugday-geliyor-871.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 13:21:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ege</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çölyak]]></category>
		<category><![CDATA[çölyak hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[çölyak hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[karabuğdayın faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[karabuğdayın yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=871</guid>
		<description><![CDATA[Çölyak Hastalarına ilaç olarak karabuğday geliyor Türkiye&#8217; de Konya ovasında üretiliyor Karabuğday üstelik yetiştiren mühendislerden alıyor adını. Karabuğday şimdilerde çölyak hastalarının umudu oldu. MEVKA Genel Sekreteri Ahmet Akman, tanıtımda yaptığı konuşmada, güzel ve müstesna bir projeye destek vermekten dolayı mutlu olduklarını belirtti. Konya ve Karaman bölgesindeki çiftçileri karabuğday ile tanıştırmak istediklerini ifade eden Akman, “Karabuğday [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Çölyak Hastalarına ilaç olarak karabuğday geliyor</h1>
<p>Türkiye&#8217; de Konya ovasında üretiliyor Karabuğday üstelik yetiştiren mühendislerden alıyor adını. Karabuğday şimdilerde çölyak hastalarının umudu oldu.</p>
<p>MEVKA Genel Sekreteri Ahmet Akman, tanıtımda yaptığı konuşmada, güzel ve müstesna bir projeye destek vermekten dolayı mutlu olduklarını belirtti.<br />
Konya ve Karaman bölgesindeki çiftçileri karabuğday ile tanıştırmak istediklerini ifade eden Akman, “Karabuğday projesi çok ortaklı bir proje. Çiftçiye yeni bir ürün çeşidi olması yanında çölyak hastaları için bir umut kapısı. Glutensiz bir ürün olan karabuğdayla, özellikle çölyak hastalarının tanışması gerekiyor. Değilse hayatları zorlaşıyor. Sadece bu hastalar değil, sağlıklı kişilerin de bu ürünü kullanması lazım. Proje her yönden takdire değer bir proje” dedi.</p>
<p><span id="more-871"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Akman, çiftçileri eğiterek yetişme alanını artıracakları karabuğdayın üretiminin ekonomik açıdan önemli getirilerinin olacağını söyledi.<br />
Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Yüksel Kaya ise projenin çok faydalı olacağına inandıklarını belirtti. Kaya, karabuğdayın materyallerini yurt dışından getirdiklerini, Türkiye&#8217;de bulunan bir bitki olmadığını dile getirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karabuğdayın çölyak hastaları için yeni bir umut yeşerttiğine dikkati çeken Kaya, ayrıca bu ürünün yeni istihdam alanları oluşturacağını açıkladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İÇERDİĞİ RUTİN MADDESİ KANSER TEDAVİSİNDE DE KULLANILIYOR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Proje Koordinatörü Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet Güneş da dünyanın bir çok ülkesinde yaygın olarak üretilen karabuğdayın uluslararası ticarette önemli bir kalem olduğunu aktardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karabuğdayın dünyada yaklaşık 3,5 milyon hektarlık alanda yetiştirildiğini anlatan Güneş, şunları kaydetti:<br />
“Rusya ve <a title="Çin" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/%C3%87in/" target="_blank">Çin</a> bu ürünün üretiminde başı çekmekte ama bizde bilinmemekte. 2006 yılından bu yana çalıştık. İki tür için üretim izni aldık. Güneş ve Aktaş ismindeki bu türlerin tohumluğu inşallah 2012 yılı itibariyle satılacak. Karabuğdayın en önemli özelliği unu ve danesinde gluten bulunmaması. Çölyak hastalarına alternatif bir ürün kazandırdık. Bitkinin yeşil kısmında rutin denilen tıbbi, aromatik bir madde bulunmakta. Bu rutin maddesi şu anda kanser tedavisinde kullanılan önemli bir madde. Ayrıca bu ürün 90 günlük ömründe 45 gün çiçek açan bir bitki. Bu özelliği ürünü arıcılık için önemli kılıyor. Bizlerden desteklerini esirgemeyen MEVKA&#8217;ya ve diğer ortaklarımıza teşekkür ediyorum.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Meram Ziraat Odası Başkanı Ali Ataiyibiner ise karabuğdayın yazlık bir bitki olduğunu ve 3 ay gibi kısa bir sürede ürün elde edildiğini aktardı.<br />
Karabuğdayın suya çok fazla ihtiyaç duymadığını açıklayan Ataiyibiner, ürünün Konya için ekonomik bir model olduğunu sözlerine ekledi.<br />
Buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunan “gluten” adlı proteine karşı alerji nedeniyle gelişen çölyak hastalığı, bir bağırsak hastalığı olarak dünyada milyonlarca kişinin hayatını etkiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/colyak-hastalarina-ilac-olarak-karabugday-geliyor-871.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kahvaltıda Yumurta Yemek Zayıflatıyor</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/kahvaltida-yumurta-yemek-zayiflatiyor-869.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/kahvaltida-yumurta-yemek-zayiflatiyor-869.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 13:18:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ege</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtanın faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtanın yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=869</guid>
		<description><![CDATA[Kahvaltıda Yumurta Yemek Zayıflatıyor Yumurtanın protein deposu olduğunu biliyoruz. Kahvaltıda yumurta yemek zayıflatıyor gerçeğide ortaya çıktı. ABD’de uzmanlara göre güne yumurtalı bir sabah kahvaltısıyla başlamak, zayıflamaya yardımcı olabilir. Bu ilginç bulgunun nedeniyse, aslında sabah yetersiz kahvaltı etmenin, günün diğer saatlerine yönelik olumsuz etkisi. Aşırı kilolu ya da obez 20 denek üzerinde çalışma yürüten Louisiana’daki Pennington [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Kahvaltıda Yumurta Yemek Zayıflatıyor</h1>
<p><strong>Yumurtanın protein deposu olduğunu biliyoruz. Kahvaltıda yumurta yemek zayıflatıyor gerçeğide ortaya çıktı.</strong></p>
<p>ABD’de uzmanlara göre güne yumurtalı bir sabah kahvaltısıyla başlamak, zayıflamaya yardımcı olabilir.<img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif" alt="" width="578" height="10" /></p>
<p>Bu ilginç bulgunun nedeniyse, aslında sabah yetersiz kahvaltı etmenin, günün diğer saatlerine yönelik olumsuz etkisi. Aşırı kilolu ya da obez 20 denek üzerinde çalışma yürüten Louisiana’daki Pennington Üniversitesi Biyomedikal Araştırma Merkezi görevlileri, yaptıkları karşılaştırmada, sabahları mısır gevreği türü tahıllı gıdalarla beslenenlerin, öğle ve öğle sonrası saatlerde, kahvaltısını yumurtayla yapanlara göre daha fazla yemek yediği görüldü. Araştırmacılara göre yumurta, bünyede iştahı artırıcı etkisi bulunan “girelin” adlı hormonun seviyesini düşürme özelliğine sahip.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/kahvaltida-yumurta-yemek-zayiflatiyor-869.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz aylarında hastalıklara dikkat</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/yaz-aylarinda-hastaliklara-dikkat-866.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/yaz-aylarinda-hastaliklara-dikkat-866.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 13:14:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ege</dc:creator>
				<category><![CDATA[Enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[yaz aylarındaki enfeksiyonla]]></category>
		<category><![CDATA[yaz aylarındaki enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaz hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=866</guid>
		<description><![CDATA[Yaz aylarında hastalıklara dikkat Yaz aylarında amansız enfeksiyonlara dikkat. Yaz ayları deyip geçmemek lazım. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Dilek Arman, yaz aylarında yaşanabilecek enfeksiyonların en önemli kısmının yiyeceklerle ilgili olan mide-bağırsak sistemine ait hastalıklar olduğunu belirterek, &#8221;Burada yapılması gereken en önemli şey, açıkta satılan yiyeceklerin yenmemesi, açık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Yaz aylarında hastalıklara dikkat</h1>
<p><strong>Yaz aylarında amansız enfeksiyonlara dikkat. Yaz ayları deyip geçmemek lazım.</strong></p>
<p><strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Dilek Arman, yaz aylarında yaşanabilecek enfeksiyonların en önemli kısmının yiyeceklerle ilgili olan mide-bağırsak sistemine ait hastalıklar olduğunu belirterek, &#8221;Burada yapılması gereken en önemli şey, açıkta satılan yiyeceklerin yenmemesi, açık suların içilmemesi, evde yiyeceklerinin uygun ısıda saklanması ve el hijyenine dikkat edilmesidir&#8221; dedi.</strong></p>
<div>
<p>Arman, yaptığı açıklamada, yaz aylarında en çok yaşanan enfeksiyonların açıkta satılan yiyeceklerden kaynaklandığını söyledi.</p>
<p><span id="more-866"></span></p>
<p>&#8221;Yaz enfeksiyonlarının en önemli kısmı yiyeceklerle ilgili olan mide-bağırsak sistemine ait hastalıklardır&#8221; diyen Arman, şöyle devam etti: &#8221;Buradaki temel neden, fazla su içiyoruz, midemizdeki asit miktarı seyreliyor. Bu yüzden koruyucu olan bariyerimiz bir miktar zarar görmüş oluyor. Diğer taraftan da ortam ısısının artmasıyla birlikte uygun ısıda saklanması gereken yiyeceklerde hatalar olabiliyor. Bu şekilde yiyeceklerin üstünde çoğalan mikroplar, midede zaten asit bir miktar seyreldiğinden kolayca mideden geçip hastalığa neden olabiliyor.&#8221;</p>
<p>Arman, bu nedenle yaz aylarında, çok fazla besin zehirlenmeleri, bulantı, kusma ve ishalle seyreden çeşitli hastalıkların görülebildiğini ifade ederek, &#8221;Burada yapılması gereken en önemli şey, açıkta satılan yiyeceklerin yenmemesi, açık suların içilmemesi, evde yiyeceklerin uygun ısıda saklanması ve el hijyenine dikkat edilmesi. Her koşulda yıkanmış ellerle yiyeceklere temas etmek daha fazla mikroorganizma eklenmemesi açısından önemli&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Yaz aylarıyla birlikte karşılaşılabilecek diğer enfeksiyonların su sporları ile ilgili olabileceğini dile getiren Arman, &#8221;Denizde yüzmenin çok sıkıntı olmayacağını düşünüyorum. Artık herhangi bir kanalizasyon atığı, sanırım denizlere atılmıyor. Ancak kanalizasyon karışırsa mutlaka deniz kirliliğini gösteren koşulları göz önüne alıp bu koşullarda yüzmemek en akıllıcası&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Arman, havuzlarda ise işletmelerin suları klorlamasıyla genel önlem alınarak koruma sağlanabileceğini vurgulayarak, &#8221;Eğer bu olmazsa yüzeysel cilt enfeksiyonları, göz enfeksiyonları ve dış kulak enfeksiyonu, ciltte kıl kökünün minik minik iltihaplanması görülebilir. Burada kişinin duş alarak kendini temizlemesi çok önemli. Her duş, vücuttaki mikroorganizma yükünü bir miktar azaltacaktır&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Arman, plaj gibi ortamlarda çıplak ayakla gezmemenin de özellikle mantar hastalıklarının önlenmesi açısından önemli olduğunun altını çizdi.<br />
<strong>KLİMALAR ZATÜRREYE SEBEP OLABİLİR</strong></p>
<p><strong> </strong><strong><br />
</strong><br />
Arman, klimalı ortamlarda bir tür zatürre olan lejyoner hastalığına yakalanılabileceğine dikkati çekerek, &#8221;Bu daha çok, ortak ısıtma-soğutma sistemlerinin kullanıldığı otellerde söz konusu olabilir. Havaya geçen mikroorganizmayı almamız sonucu olabilir. Burada işletmelerin önlem alması gerekiyor. Zaman zaman bu sistemlerini fazladan ısıtarak, sistem içinde bulunan mikroorganizmayı öldürmek suretiyle yayılımını engelleyebilirler&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Evde kullanılan klimalardan bulaşabilecek bir hastalığın bilimsel kanıtlar çerçevesinde söz konusu olmadığını aktaran Arman, &#8221;Ancak ortamın aşırı soğutulmasıyla ilgili kişilerde rahatsızlıklar olabilir. O anlamda 26-27 derece civarında ortamın soğutulmasının daha iyi olacağını biliyoruz&#8221; dedi.</p>
<p><strong>HAMİLELİKTE EN ÖNEMLİ ENFEKSİYON PROBLEMİ İDRAR YOLU ENFEKSİYONU</strong></p>
<p><strong></p>
<p></strong>Prof. Dr. Arman, yaz aylarında enfeksiyon açısından hamilelerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayarak, &#8221;Vücut susuz kalmamalı. Hamilelikle ilgili bütün genel önlemlere uymak ve genel kontrolleri zamanında yapmak önemli. Hamilelikte değişen vücut dengeler olabilir. Zamanında yapılacak kontrollerle bunlar fark edilebilir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Hamilelikte yaşanan en önemli enfeksiyon probleminin idrar yolu enfeksiyonu olduğunu belirterek, şunları kaydetti: &#8221;Rutin kontrollerde, kadın doğum uzmanı mutlaka idrar tetkikini ister. Bununla ilgili herhangi bir şey gördüğünde de tedavisini düzenler. Bu anlamda hamilelerin genelde &#8216;antibiyotik kullanmayayım, bebeğime zarar verir&#8217; gibi bir endişesi olur. Doktoru mutlaka bunu göz önüne almıştır antibiyotiği verirken. Bu yüzden doktora güvenip önerdiği antibiyotiği kullanmak çok önemlidir. Ayrıca burada su içmek de enfeksiyonun vücutta uzaklaştırılması açısından çok önemlidir.&#8221;</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/yaz-aylarinda-hastaliklara-dikkat-866.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahududunun Faydaları</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/ahududunun-faydalari-861.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/ahududunun-faydalari-861.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 18:24:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ege</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahududu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahududu da bulunan vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahududu daki yararlı şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahududu faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahududu hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ahududu yararları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahudududaki vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahududunun faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahududunun yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=861</guid>
		<description><![CDATA[Ahududunun Faydaları Mükemmel bir banyo için küvetinize deniz tuzu, limon suyu ve biberiye ekleyin ve vücudunuza özen gösterin. Aynı niteliği nedeniyle: Kadınlarda beyaz akıntıyı keser; aybaşı dönemindeki aşırı kanamaları azaltır ve aybaşı durumunu düzene sokar. Doğum yapacak kadınlarda rahim kasılmalarını düzeltmede, doğum sancılarını azaltmada ve doğum olayını kolaylaştırmada etkilidir. Ancak, bu dönemlerde düzenli olarak alınmalıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Ahududunun Faydaları</h1>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 118px"><img class="   " src="http://i.tmgrup.com.tr/tk/galeri/saglik/ahududunun_faydalari/1_d.jpeg" alt="" width="108" height="92" /><p class="wp-caption-text">Ahududu</p></div>
<p>Mükemmel bir banyo için küvetinize deniz tuzu, limon suyu ve biberiye ekleyin ve vücudunuza özen gösterin. Aynı niteliği nedeniyle: Kadınlarda beyaz akıntıyı keser; aybaşı dönemindeki aşırı kanamaları azaltır ve aybaşı durumunu düzene sokar. Doğum yapacak kadınlarda rahim kasılmalarını düzeltmede, doğum sancılarını azaltmada ve doğum olayını kolaylaştırmada etkilidir. Ancak, bu dönemlerde düzenli olarak alınmalıdır. Ahududu bedeni güçlendirici bir toniktir. Terletici, ateş düşürücü ve serinletici etkileri de vardır. Bütün bu etkileri sağlamak için ahududu bitkisinin körpe yaprakları toplanıp güneşsiz ve havadar bir yerde kurutulur. Olgun meyveler ile kurutulmuş yapraklar karıştırılır. Bu karışımdan 2 tatlı kaşığı alınıp üzerine kaynamış su dökülerek 10-15 dakika bekletilip bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan istendiği kadar içilebilir. Ayrıca ahududu, boğaz ve bademcik ağrılarına, ağız ülserleri ve kanayan dişetlerine iyi gelir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/ahududunun-faydalari-861.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yoğurtta Afrodizyak var</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/yogurtta-afrodizyak-var-859.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/yogurtta-afrodizyak-var-859.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 18:16:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ege</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt yemenin yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurttaki vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurtun faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurtun yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=859</guid>
		<description><![CDATA[Yoğurtta Afrodizyak var Yoğurt deyip geçmeyin. Pek çok yararını bildiğimiz yoğurtun bir çok yararı çıktı ortaya. Massachussetts Institute of Technology (MIT) Üniversitesi&#8217;nden bilim adamları yoğurt ve obezite arasındaki bağlantıyı araştırmak üzere kolları sıvadı, ancak yoğurdun çok farklı bir etkisiyle karşılaştı. Bilim adamlarının, fareler üzerinde yaptığı araştırma, vanilya aromalı probiyotik yoğurdun hayvanların libodusunu artırabileceğini gösterdi. İlk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Yoğurtta Afrodizyak var</h1>
<p><img class="alignleft" src="http://i.tmgrup.com.tr/tk/2012/05/14/Haber/598493955367.jpeg?598733107966120514043753" alt="" width="253" height="180" />Yoğurt deyip geçmeyin. Pek çok yararını bildiğimiz yoğurtun bir çok yararı çıktı ortaya.</p>
<p>Massachussetts Institute of Technology (MIT) Üniversitesi&#8217;nden bilim adamları yoğurt ve obezite arasındaki bağlantıyı araştırmak üzere kolları sıvadı, ancak yoğurdun çok farklı bir etkisiyle karşılaştı.</p>
<p>Bilim adamlarının, fareler üzerinde yaptığı araştırma, vanilya aromalı probiyotik yoğurdun hayvanların libodusunu artırabileceğini gösterdi.</p>
<p>İlk olarak yoğurtla beslenen farelerin tüylerinin daha parlak ve 10 kat daha gür olduğunu fark eden bilim adamları, yoğurtla beslenen erkek farelerin dişi bulmakta hiç zorluk çekmediğini belirledi.</p>
<p>Bu erkek farelerin testislerinin yüzde 15 daha büyük olduğu, dişilerin ise daha iri yavrular dünyaya getirdiği görüldü.</p>
<p>Bilim adamları probiyotik yoğurttaki mikropların fareleri daha sağlıklı hale getirdiğine ve dolaylı olarak bu durumun &#8220;üreme mekanizmasını&#8221; olumlu etkiliyor olabileceğine dikkati çekti.</p>
<p>&#8220;Scientific American&#8221; dergisinde yayımlanan araştırmada bilim adamları, vanilyalı probiyotik yoğurdun insanlar üzerinde de benzer etkiler yaratıp yaratmayacağını belirlemek için başka araştırmaların gerekli olduğunu belirtti.</p>
<p>Konuya ilişkin makale, Fransız &#8220;Le Figaro&#8221; gazetesinin internet sitesinde de yer alıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/yogurtta-afrodizyak-var-859.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku Apnesi Öldürücü tehlike yaşatıyor</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/uyku-apnesi-oldurucu-tehlike-yasatiyor-857.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/uyku-apnesi-oldurucu-tehlike-yasatiyor-857.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 18:50:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ege</dc:creator>
				<category><![CDATA[Enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi öldürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi sebebleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi tehlikeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=857</guid>
		<description><![CDATA[Uyku Apnesi nin zararları Uyurken solunumun geçici süreyle durması anlamına gelen uyku apnesi, toplumda her 100 kişinden 5&#8242;inde görülebiliyor. Özellikle uyku apnesi rahatsızlığı bulunan uzun yol şoförlerinin kaza yapma riskinin bulunduğuna dikkat çekiliyor. Yüksek tansiyondan kalp hastalıklarına, depresyondan reflüye ve cinsel fonksiyon bozukluğuna kadar pek çok hastalığa davetiye çıkaran uyku apnesinin belirtileri ve tedavi yollarına ilişkin Bakırköy [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Uyku Apnesi nin zararları</h1>
<p><img class="alignleft" src="http://i.tmgrup.com.tr/tk/2012/05/10/Haber/443498301750.jpeg?443637768432120510121923" alt="" width="152" height="108" />Uyurken solunumun geçici süreyle durması anlamına gelen uyku apnesi, toplumda her 100 kişinden 5&#8242;inde görülebiliyor. Özellikle uyku apnesi rahatsızlığı bulunan uzun yol şoförlerinin kaza yapma riskinin bulunduğuna dikkat çekiliyor.</p>
<p>Yüksek tansiyondan kalp hastalıklarına, depresyondan reflüye ve cinsel fonksiyon bozukluğuna kadar pek çok hastalığa davetiye çıkaran uyku apnesinin belirtileri ve tedavi yollarına ilişkin Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bahadır Baykal bilgi verdi. Uyku apnesinin uyku düzeninin bozulmasına sebep olduğunu dile getiren Baykal, &#8220;Günde 6-8 saat arasında uyuyan kişi uykunun rem ve rem olmayan evresini yaşar. Ancak bizim için asıl önemli olan ve bizleri dinlendiren, sabah zinde kalkmamızı sağlayan evre, rem olmayan uykunun üçüncü evresidir. Uyku apnesi olanlarda derin uyku olmadığı için ertesi güne sarkan yorgunluk ve sersemlik hissi, gün boyu uykuya meyil ve konsantrasyon güçlüğü olur.&#8221; dedi.</p>
<p><span id="more-857"></span></p>
<p>Uyku apnesi olanlarda derin uykuya beraber horlamanın arttığına dikkat çeken Baykal, &#8220;Horlamadan sonra ise adeta ölüm sessizliği olur ve kişinin bazen 60-80 saniyeye kadar solunumunun durduğunu saptarız ki; bu durum insanı ölüme bile götürebilir. ABD&#8217;de gece sağlıklı bir şekilde yatağa yatıp sabah ölü bulunanlarda yapılan araştırmada en sık ölüm nedeninin uyku apnesine bağlı gelişen solunum durması olduğu ortaya konulmuştur.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Söz konusu rahatsızlığın yüksek tansiyon hastalığına da yol açabileceğini ifade eden Baykal şöyle devam etti: &#8220;Uykuda nefes alamayan kişi netice itibariyle oksijensiz kalır ve bu durum vücuttaki karbondioksit oranını arttırır ve solunum yolu uyarılır. Beyin ise bu duruma adrenalin salgılatarak cevap verir. İşte uyku apneli kişilerde yüksek tansiyon oluşmasının sebebi budur. Bu durum akciğerlerin kasılmasına ve genişlemesine yol açar. Genişleyen akciğer mideye basınç yapar ve midedeki asit salgısı yemek borusuna kaçar. Bu da reflü diye bilinen hastalığa yol açar. Uyku hastalığı olan hastaların yaklaşık üçte biri hipertansiyonludur. Bu hastaların uyku apnesi tedavisi hipertansiyon sorunlarından da kurtulmaları için önemlidir. Özellikle ilaç tedavisine rağmen düşmeyen yüksek tansiyon hastaları uyku apnesi açısından mutlaka değerlendirilmelidir. Elbette devamlı adrenalin salgılanması ve yüksek tansiyon düzeyi kalbi de olumsuz etkiler. Kalp yetmezliği, kalpte ritim bozukluğu oluşabilir.&#8221;</p>
<p>&#8216;UYKU APNESİ OLAN ŞOFÖRLER UZUN YOLA ÇIKMAMALI&#8217;</p>
<p>Uyku apnesi olan hastaların sorunlarına da dikkat çeken Baykal, &#8220;Derin uyku uyuyamazlar, dolayısı ile bu durum kişinin günlük yaşamını olumsuz etkiler. Özellikle konsantrasyon gerektiren işlerde başarısız olurlar, unutkanlık ve hafıza sorunları başlar. Araba kullanırken uyuyabilirler. Özellikle uzun yol şoförlerinde kazaya yol açabilir. Bazı Avrupa ülkelerinde uzun yol şoförleri uyku apnesi testi sonrası ehliyet alabilir. Ülkemizde ise ağır derecede uyku apnesi olan ama trafikte araba kullanan pek çok kişi var ki; eğer tedavileri yapılmamışsa ya da hastalıklarının farkında değillerse bu kişiler hem kendileri hem de başka sürücüler için ciddi risk oluşturuyor demektir. Uyku apneli hastalar uykusuzluğun ve yorgunluğun getirdiği stresle aile bireyleri ve sosyal çevresiyle sorun yaşayabilir ki; bu durum depresyona neden olabilir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>UYKU APNESİNİN TEDAVİ YOLLARI</p>
<p>Uyku apnesinin tanısını koymak için polisomnografi testi yapıldığını dile getiren Baykal, &#8220;Bu test ile gece boyunca uyku sırasında bazı kayıtlar alınır ve bu test ışığında horlama ve uyku apnenizin nedeni, şiddeti ve seçilecek tedavi belirlenir. Uyku apnesi tedavisinde iki seçenek vardır, cerrahi tedavi ve uykuda kullandığımız pozitif basınçlı hava veren cihazlar. Hangi yöntemi tercih edeceğimize ise polisomnografi ve muayene sonucunda karar veririz. Ancak bazı davranış paternleri de uyku apnesinde tedavi için oldukça önem taşır. Bunlar uyku sırasında yan yatmak, kilo vermek, alkol ve sigarayı bırakmak ve düzenli egzersizdir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/uyku-apnesi-oldurucu-tehlike-yasatiyor-857.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Talasemi nedir? Talasemi Tedavisi?</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/talasemi-nedir-talasemi-tedavisi-854.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/talasemi-nedir-talasemi-tedavisi-854.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 May 2012 16:46:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ege</dc:creator>
				<category><![CDATA[Enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Talasemi]]></category>
		<category><![CDATA[Talasemi hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Talasemi hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Talasemi nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Talasemi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Talasemi tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[Talasemi tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=854</guid>
		<description><![CDATA[Talasemi nedir? Talasemi Tedavisi? Talasemi hastalığı hakkında kesin billinmesi gerekenler. Prof. Dr. Canatan, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Ulusal Talasemi Önleme Programı&#8217;nın 8 Mayıs 2003&#8242;te Sağlık Bakanlığı ile ortaklaşa başlatıldığını, o yıldan bu yana her yıl 8 Mayıs&#8217;ta çeşitli etkinlikler düzenlendiğini hatırlattı. &#160; Talasemi tedavisinin zor ve pahalı olduğunu belirten Canatan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Talasemi nedir? Talasemi Tedavisi?</h1>
<p><strong>Talasemi hastalığı hakkında kesin billinmesi gerekenler.</strong></p>
<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/4930/16574930.jpg" alt="" width="250" height="150" />Prof. Dr. Canatan, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Ulusal Talasemi Önleme Programı&#8217;nın 8 Mayıs 2003&#8242;te Sağlık Bakanlığı ile ortaklaşa başlatıldığını, o yıldan bu yana her yıl 8 Mayıs&#8217;ta çeşitli etkinlikler düzenlendiğini hatırlattı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Talasemi tedavisinin zor ve pahalı olduğunu belirten Canatan, talaseminin toplum eğitimi, evlilik öncesi tarama ve doğum öncesi tanı testleriyle önlenebileceğini kaydetti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Talaseminin nesilden nesile aktarıldığını, başkalarına bulaşma durumunun olmadığını ifade eden Canatan, şunları kaydetti:<br />
“Talesemililer tamamen sağlıklıdır. Bazı talasemi taşıyıcılarında solukluk ve halsizlik olabilir, toplumda en sık görülen demir eksikliği anemisi ile karıştırılarak gereksiz yere uzun süreli demir tedavisi alırlar. Talasemi taşıyıcılarına herhangi bir tedavi gerekmez, çok halsiz olduklarında folik asit ve çinko desteği önerilmektedir.”</p>
<p><span id="more-854"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Duran Canatan, talasemi taşıyıcısı ile bir başka talasemi taşıyıcısı evlendiğinde her doğacak çocuğun yüzde 25 olasılıkla hasta, yüzde 25 olasılıkla sağlıklı, yüzde 50 olasılıkla ise talasemi taşıyıcısı olacağının bilinmesi gerektiğini belirterek, özellikle hamile kalmadan anne ve babanın DNA testlerinin yapılması gerektiğini, hamileliğin erken döneminde bebekten alınacak örneklerden elde edilen DNA ile bebeğin sağlıklı, taşıyıcı veya hasta olduğuna karar verildiğini kaydetti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>TÜRKİYE&#8217;DE TALASEMİ TAŞIYICI SIKLIĞI YÜZDE 2.1</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün verilerine göre dünyada talasemi taşıyıcılığı görülme sıklığının yüzde 5 olduğunu kaydeden Canatan, dünya genelindeki 270 milyon civarında talasemi hastasına karşılık her yıl 300 bin hasta çocuk doğumu öngörüldüğünü bildirdi.<br />
Türkiye&#8217;de talasemi taşıyıcı sıklığının yüzde 2,1 olduğunu, yaklaşık 1 milyon 500 bin taşıyıcı bulunduğunu ifade eden Canatan, özellikle Trakya, Marmara, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu&#8217;da görülme sıklığının ülke ortalamasının üzerine çıktığını belirtti.<br />
Canatan, 2003&#8242;ten bu yana yürütülen çalışmalarla 30 ilde 46 talasemi merkezi kurulduğunu, 2009&#8242;da evlenen çiftlerin yüzde 82&#8242;sinin tarandığını, böylece yeni doğan talasemi hastasının yüzde 87 azaldığını ifade etti.<br />
Prof. Dr. Canatan, şunları kaydetti:<br />
“Bu çalışmalar başlamasaydı her yıl beklenen hasta sayısı 400 olacaktı. 2002&#8242;de kayıtlı hasta sayısı 4 bin 500 iken 8 yılda 3 bin 200 daha artarak sayımız 7 bin 700&#8242;e ulaşacaktı. Ulusal Talasemi Önleme Programı ile hasta sayısı 2002&#8242;den beri toplam 968 kişi artış göstermiş, hasta sayımız 5 bin 500 civarında kalmıştır. 2002&#8242;den beri önleme yapılmasaydı beklenen yeni hastaların bugüne kadar tedavi masraflarının devlete maliyeti 88 milyon lira olacaktı. Oysa hasta sayısı giderek azaldığı için devlete maliyeti 42 milyon lira olmuştur. Ülkemizde yüzde 90 hasta doğumu engellendiği gibi devlet 46 milyon lira tasarruf sağlamıştır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/talasemi-nedir-talasemi-tedavisi-854.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boyun Ağrılarına 6 Önemli Tedavi</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/boyun-agrilarina-6-onemli-tedavi-851.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/boyun-agrilarina-6-onemli-tedavi-851.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 17:08:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ege</dc:creator>
				<category><![CDATA[İş Yaşam Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[boyun ağrılarına engel olmak]]></category>
		<category><![CDATA[boyun ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[boyun ağrısı nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[boyun ağrısı tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[boyun ağrısı tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kronik boyun ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=851</guid>
		<description><![CDATA[Boyun Ağrılarına 6 Önemli Tedavi Boyun kireçlenmesi, boyun omurlarının ve aralarında bulunan disk yapılarının yıpranması sonucu oluşan bir hastalık. Meydana gelen değişiklikler, omuriliğin geçtiği kanalı veya omurlar arasından çıkan sinirlerin geçtiği kanalları daraltarak sinirlerde bası oluşturuyor. Bu basıya bağlı olarak boyunda ve kollarda ağrı ve uyuşma ortaya çıkıyor. 40-50 yaş arasında şikayetler gelişmekle birlikte yaş ilerledikçe görülme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Boyun Ağrılarına 6 Önemli Tedavi</h1>
<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/1674/16531674.jpg" alt="" width="250" height="150" />Boyun kireçlenmesi, boyun omurlarının ve aralarında bulunan disk yapılarının yıpranması sonucu oluşan bir hastalık. Meydana gelen değişiklikler, omuriliğin geçtiği kanalı veya omurlar arasından çıkan sinirlerin geçtiği kanalları daraltarak sinirlerde bası oluşturuyor. Bu basıya bağlı olarak boyunda ve kollarda ağrı ve uyuşma ortaya çıkıyor. 40-50 yaş arasında şikayetler gelişmekle birlikte yaş ilerledikçe görülme sıklığı da artıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>DAHA ÇOK İLERİ YAŞTA GÖRÜLÜYOR</strong></p>
<p><span id="more-851"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Boyun kireçlenmesinde en sık görülen şikayetin boyun ağrısı ve boyun hareketlerinde kısıtlılık olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabitasyon Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu,  ağrı şikayetinin sıklıkla boyun hareketleriyle artan, dinlenince azalan nitelikte geliştiğini belirterek şunları söylüyor:  “ Boyun kireçlenmesinde sinir basısına bağlı olarak kol ağrısı, uyuşma, kas güçsüzlüğü ve duyu kusurları da ortaya çıkabiliyor. Ağrı süresi uzadıkça uyku bozukluğu, depresyon şikayetleriyle karakterize kronik ağrı sendromu denilen tablo gelişiyor. Boyun içinden geçen damarların baskısına bağlı boyun harekletleriyle artan baş dönmesi şikayeti görülebiliyor. Daha çok ileri yaşta, fiziksel olarak ağır işlerde veya uzun süre aynı pozisyonda kalarak çalışanlarda,  duruş bozukluğu ve ciddi omurga eğrilikleri (skolyoz) olan hastalarda boyun kireçlenmesi riski bulunuyor. Hastalığın tanısı  genellikle muayeneyle konuyor. Ayrıca, bu bulgularını desteklemek için,  boyun filmi, magnetik rezonans görüntüleme (MRI), bilgisayarlı tomografi ve sinir ileti çalışmaları da yapılıyor.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BOYUN KİREÇLENMESİNDE İLK ADIM AĞRIYI KONTROL ALTINA ALMAK</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Boyun kireçlenmesinde öncelikle ilaç tedavisiyle fizik tedavi ve rehabilitasyon programları öneriliyor. Fizik tedavi ve rehabilitasyon programında sıcak soğuk tedavileri, derin dokuları ısıtıcı tedaviler ve elektrik tedavisi, kas spazmı ve kola yayılan ağrının azaltılması sağlıyor.  Ağrı kontrole alındıktan sonra boynun hareket açıklığını sağlamaya, kaslarını kuvvetlendirmeye ve duruşu düzeltmeye yönelik egzersiz programlarına başlanıyor. Bu yöntemlerle ağrısı azalmayan hastalarda girişimsel yöntemler uygulanıyor. Kas içi enjeksiyonlar, eklem ve sinir köküne yönelik enjeksiyonlar girişimsel yöntemler olarak uygulanabiliyor. Uygulanan tedavilere yanıt alınamıyorsa ve ciddi sinir kökü ve omurilik basısı varsa hastaya cerrahi tedavi öneriliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Boyun ağrısından korunmak için şunlara dikkat edin:</span></strong></p>
<p>• Bilgisayarla çalışırken boynun doğal pozisyonunu bozmayacak şekilde ayarlamalar yapın. Bilgisayar kullanırken baş ve boyun dik ve gövdeyle aynı hizada olmalıdır. Sırtı destekleyen bir sandalye kullanılmalıdır. Bilgisayarın durduğu masa ile oturulan iskemlenin yüksekliği orantılı olmalıdır. Bilgisayar göz hizasına göre ne çok aşağıda ne çok yukarıda yer almalıdır. Monitörün üst hizası göz seviyesinde veya biraz aşağısında olmalıdır. Monitör ile göz arasında 50-65 cm mesafe olmalı ve monitör çalışırken tam karşınızda yer almalıdır.<br />
• Uzun süre aynı pozisyonda kalmamaya özen gösterin. 30-40 dakikada bir pozisyon değiştirin, saat başı 5-10 dk mola verin.<br />
• Sık telefon görüşmesi yapıyorsanız, kulaklık biçimindeki telefon ahizelerini tercih edin.<br />
• Uzun süre taşıt kullanmaktan kaçının.<br />
• Çok yüksek veya alçak yastık kullanmamaya dikkat edin. Yastığın, boyun boşluğunu desteklemesine dikkat edin.<br />
• Boyun bölgesine yönelik verilmiş egzersizleri her gün yapmaya özen gösterin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/boyun-agrilarina-6-onemli-tedavi-851.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Basıncı Nasıl Ölçülür ve Kan Basıncı Tedavisi</title>
		<link>http://www.gencyasam.net/kan-basinci-nasil-olculur-ve-kan-basinci-tedavisi-849.html</link>
		<comments>http://www.gencyasam.net/kan-basinci-nasil-olculur-ve-kan-basinci-tedavisi-849.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 14:52:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ege</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı nasıl ölçülür]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gencyasam.net/?p=849</guid>
		<description><![CDATA[Kan Basıncı Nasıl Ölçülür ve Kan Basıncı Tedavisi Basit Ama Bilinmeli: Kan Basıncı Nasıl Ölçülür? • Kan basıncı çok basit olarak sfigmomanometre adı verilen cihazlarla ölçülür. • Ölçüm öncesindeki 30 dakikalık süre içinde kişinin sigara, çay veya kahve içmemiş; kafein almamış ve tercihen yemek yememiş olması gerekir. • Ölçümlere, hasta sessiz bir odada en az 5 dakika istirahat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Kan Basıncı Nasıl Ölçülür ve Kan Basıncı Tedavisi</h1>
<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2012/04/27/basit-ama-bilinmeli-kan-basinci-nasil-olculur--2224775.Jpeg" alt="" width="149" height="144" /><strong>Basit Ama Bilinmeli: Kan Basıncı Nasıl Ölçülür?</strong><br />
• Kan basıncı çok basit olarak sfigmomanometre adı verilen cihazlarla ölçülür.<br />
• Ölçüm öncesindeki 30 dakikalık süre içinde kişinin sigara, çay veya kahve içmemiş; kafein almamış ve tercihen yemek yememiş olması gerekir.<br />
• Ölçümlere, hasta sessiz bir odada en az 5 dakika istirahat ettikten sonra başlanmalıdır.<br />
• Oda ne soğuk ne de çok sıcak olmalıdır.<br />
• Dijital cihazlarda hata payı olmakla beraber farkındalığı artırması nedeniyle tavsiye edilmektedir. Ancak zaman zaman kontrolü yapılmalıdır.<br />
• Koldan ölçüm yapan cihazlar daha sağlıklıdır.</p>
<p><strong>Yüksek Kan Basıncının Tespit ve Tedavisi Kurtarıcı Olabilir!</strong><br />
Yüksek kan basıncını tespit ve tedavi etmenin temel amacı, kalp-damar hastalığı ve ilişkili olarak ölüm oranını azaltmaktır. Kalp-damar hastalıkları için risk sadece kan basıncı düzeyi değil, aynı zamanda hedef organ tutulumu, risk faktörlerinin varlığı ve yokluğu ile ilişkilidir. Hiçbir kalp-damar risk faktörü olmayan 30 yaşında bir bireydeki tansiyon yüksekliğinin şiddeti, bu hasta için kısa vadede önemli bir olay yaşanmasını öngörmez. Bu kişinin ilaç tedavisinden çok; sağlıklı yaşam kurallarına uyması yeterli olacaktır. Ancak aynı yaş ve aynı düzeydeki tansiyon değerleri diyabet,kolesterol yüksekliği olan ve sigara içen bir bireyde yakın dönemde kalp-damar hastalıkları yaşanma riskini beraberinde getirdiği için ilaç tedavisi alması uygun olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gencyasam.net/kan-basinci-nasil-olculur-ve-kan-basinci-tedavisi-849.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

